3NEED.ART
Geri Dön
3 Şubat 2026

Çok Yönlü İnsanlar İçin Odaklanmak Neden Zordur?

Dil Öğrenme Yolculuğu Ve Hafıza Sarayı Deneyimi

İki gündür şununla uğraşıyorum: Hafıza sarayı projemi nihayet hayata geçirmek için ilk adımı attım. Amerikan İngilizcesi için sık kullanılan kelimelerin bir araya getirildiği sözlüğü ezberlemeye karar verdim. Bu kocaman bir hedef. Yarı yolda bırakır mıyım bilmiyorum. Sanırım amacım için bu sözlüğü ezberlemeye değer. Eğer Instagram'dan ya da YouTube kanalımdan beni tanıyorsanız zaten amacımı biliyorsunuz, üç temel ihtiyacın herkes için garanti altına alınması: Gıda, barınak ve tabii ki hayatın anlamına dair eğitim olan “komşunu kendin gibi sev” yasası.

Bunu tüm dünyaya açıklamak için dil engelini aşmam gerekiyordu. İnternette yazım dili ağırlıklı olarak İngilizce olduğu için ben de hangi dili öğreneyim diye uzun uzun düşünmedim. İngilizce öğreneyim dedim. Bununla da yetinmedim gittim bir TESOL eğitmenlik sertifikası aldım. Ama sertifikayı aldım diye mucize olmadı. Gramer kurallarını ezberledim diye hemen bülbül gibi konuşmaya başlamadım.

Özel Hayatın Sonu Ve Toplumsal Denetim

Etrafımda İngilizce konuşabileceğim kimse de olmadığı için mecburen ChatGPT ve Gemini ile konuşup tüm özel hayatımı yapay zeka ile paylaştım. Özel hayat diye bir şey olmadığının çok uzun zamandır farkındayım. Hafıza sarayı ezberleme metodunun da işe yaradığını ama bu yöntemi kullanmaya başlamanın ne kadar uzun zaman alabileceğinin de farkındayım. Özel hayat diye bir şey gelecekte daha da olmayacak. Bu kötü bir şey mi? Hayır!

Bu konu üzerinde çok düşündüm: Burası benim evim, canım ne isterse onu yaparım! Aslında bu doğru değil. Zaten her istediğimizi yaparsak artık orası bizim evimiz de olmaz. Bugün salonun ortasında büyük bir ateş yakmak isteyebilirim ama sonuçları benim istediğim gibi olmayacak. Evi yakmak istemem. Bu yüzden ateşi sobanın içinde yakarım. Bu benim özel hayatım karışamazsınız diye düşünürsem vereceğim zararın ölçüsünde toplum hemen müdahale eder.

Eğer özel hayatıma karışamazsınız gibi bir düşünceniz varsa unutun, yaşam her türlü tüm ayrıcalıklarınızı diğerlerinin faydası uğruna elinizden alır. Bu doğal bir yasadır. Benim isteklerimle toplumun çıkarları aynı yöne bakmazsa bunun bedelini er ya da geç öderim. Bu hepimiz için geçerlidir.

Paris Sokaklarında Bir Hafıza Deneyi

Neyse, hafıza sarayı diyordum. Hafıza sarayı dediğim şeyi önce bir Paris yürüyüş videosunun üzerinde denedim. Ezberlemek istediğim İngilizce cümle şöyleydi:

“If you are an American, Chinese, or a European diplomat you may have thought about this a lot.”

(Eğer bir Amerikan, Çinli ya da Avrupalı diplomatsanız, bunun hakkında çok düşünmüş olabilirsiniz.)

Ben bu cümleyi aldım ve Paris şehrini gezen bir adamın kamerasıyla çektiği sahneye acayip hayaller kurarak yerleştirdim, sahne şöyleydi:

Bir garson hasır bistro sandalyelerde oturan iki kız arkadaşa servis yapıyor. Yoldan biri deve rengi diğeri siyah palto giymiş iki kadın yürüyor, yolun karşısında kırmızı bir araba var ve bu arabanın arkasında birkaç adam sohbet ediyor. Çekimi yapan kişi biraz ilerlediğinde bir kafenin önünde on bir-on üç yaşlarında bir erkek çocuğunun hevesle konuştuğu görülüyor, elini havaya kaldırarak bir şeyler anlatıyor. Tam bu esnada kafeden siyah bluzlu bir adam çıkıyor ve yürümeye başlıyor yol boyunca. Yanından bisikletli bir adam geçiyor. Köşedeki dükkanın büyük bir tabelası var.

Bu cümleyi sahneye kelimesi kelimesine yerleştirdim:

Garsonun üzerine “if” kelimesini yapıştırdım, bistro masada oturan beyaz bluzlu kızın “you” diye beni işaret ettiğini düşündüm. Bu kızın yanında oturan arkadaşı ayağını hasır sandalyeye uzatmıştı, Türkçede arı (bee) kelimesi ile “are” kelimesini ses benzerliği yapıp bu hasır sandalyenin altından arıların çıktığını hayal ettim.

“If you are…” kısmı tamamlandı. Hepsini buraya yazmayacağım geri kalan kısmını da cümlelerin teker teker üstte saydığım Paris videosundaki nesnelere bağladım. Tamam ama bir cümleyi ezberlemek neredeyse bu hayalleri kurmak ve defterime yazma sürelerini de dahil ettiğimde yarım saatimi aldı. Bu yöntemle cümle ezberlemenin, hafıza sarayı kurmanın zaman maliyeti benim için çok yüksekti. Üstelik bu çalışma üç temel ihtiyacı garanti altına alma idealimden ayrı bir yerde duruyordu.

Yöntem Arayışı Ve Üretim Sancısı

Bu bir yaşam biçimi olmalı ki sürdürülebilsin. İngilizce öğrenmek de öyle, kullanmak da öyle. Eğer konuşamayacaksam ya da o dilde yazamayacaksam İngilizce cümleleri ezberlemenin de bir anlamı kalmıyor.

Aylarca sıkıntı hissettim. Çünkü yöntem belirleyememek benim gibi çok yönlü insanların en büyük sorunudur. Böyle mi yapsam, şöyle mi yapsam diye düşünmekten işe bir türlü başlayamazlar. Ama bir kez amaç belirleyip geri kalan her şeyi o amaç için yapmaya başladıklarında da kimse onları durduramaz. Şimdi bunları yazarken aklıma tüm bu içerikleri YouTube videosuna çevirme fikri geldi. Bir çeşit vlog gibi ama edit yapmaktan nefret ediyorum. Özellikle uzun videolarda edit yapmak tam bir işkence. Ama zamana yayarsam sanırım bu da kolaylaşacak. Dahası amacımı hatırladığımda aşılamaz görünen dağlar bile küçük çakıl taşlarına dönüşüyor.

Sanat Ve Öğrenmenin Birleşimi

Ayrıca edit yaparken aklıma gelen düşünceleri yazmak web sitemde paylaşmak da bir taşla iki kuş vurmak gibi. Bunları sabah 07:22'de yazıyorum ve sabah 04:00'ten beri bana özel, çalışmalarımdan ayrı bir yerde durmayan kendiliğinden içeriğe dönüşecek hafıza sarayı modelimi uygulamaya karar verdim. Bu iş için kendi illüstrasyonlarımı kullanacağım. Mevcut sanat eserlerini kendi tarzımda üç temel ihtiyaca vurgu yapacak şekilde yeniden çizmeyi ve boyamayı zaten iş edinmiştim. Buna bir de İngilizce cümleleri ezberleme süreci eklenmiş oldu.

Sosyal Medya Algoritmalarına Karşı Özgünlük

Önce çalışmalarımı sınıflandırmam gerekiyormuş gibi hissettiğim için çok bölünüyordum. Ama bu yargıyı üzerimden attım. Algoritmalar konumuzu sınıflandırma üzerine çalışıyor. YouTube Shorts videosunda kapak resminin tarzı değiştiğinde izlenme oranları düşüyor falan. Instagram'da daha farklı. Ama bunlara kafa yormaktan kendi işlerimi yapamaz hale gelmiştim.

Artık günlüklerimi tutmaya ve kendi tarzımda hem ezberlemeye, hem çizmeye, hem boyamaya, hem dikmeye, hem de anlatmaya üç temel ihtiyacı garanti altına almak uğruna devam edeceğim. Ben gün boyunca birçok farklı şey yapıyorum. Sosyal medyaya göre tek bir şeye odaklanmak ve sürekli onu göstermem gerekiyor. Üç temel ihtiyacın garanti altına alınması tek bir amaç gibi görünebilir, sanki kategorize edilebilirmiş gibi görünüyor ama öyle değil. Bu amaç basit olduğu kadar her tuğlası elde kalıplara dökülen, fırınlarda pişirilen bir tapınak inşa etmeye benziyor. Bu tuğlaların nasıl döşendiğini tek tek gösterince sanki üç temel ihtiyaçla ilgisi yokmuş gibi görünebilir. Sosyal medya platformlarının en kısa zamanda bu meseleye dikkat eden bir algoritma değişimine gitmesini bekliyorum.