Bir Dil Öğrenme Mücadelesi Ve İnsanlığın Ortak Amacı: Gerçekten Ne İçin Konuşuyoruz?
Konuşma Zorluğu Ve Pratiğin Gerekliliği
Dürüst olmak gerekirse, benim için İngilizce konuşma egzersizi yapmak çok zor. Başlangıçta, 50 tane cümle başlatıcı kelime grubunu bir kağıda yazdım. Aslına bakarsanız, bu egzersiz bir mücadele (zorlu bir süreç), ama bence gerekli. Eğer bir dil öğrenmeye çalışıyorsanız, konuşmalısınız. "Bu dili biliyorum" demenin başka bir yolu yok.
Gramer ve kelime dağarcığı olarak donanımlı, bilgili olmanız yetmiyor. Bence, konuşma pratiği yapıyorsam tüm cümle başlatıcılarla detaylı ve birbirini takip eden cümleler kurabilmeliyim. Size de tavsiye ederim çünkü 3 temel ihtiyacın nasıl garanti altına alınacağını ister yabancı dilde ister kendi dilinizde anlatacak olun cümle başlatıcıları stratejik şekilde kullanmaya ihtiyacınız olacak.
Basitçe ifade etmek gerekirse, bu 50 konuşma başlatıcı ifadeyi almalı ve bu ifadeleri kullanarak hedef dilinizde konuşmaya devam etmelisiniz; örneğin İngilizce, Fransızca veya İtalyanca. Daha da önemlisi, sadece bu yapıları kullanarak konuşmaya devam etmelisiniz. Şüphesiz ki, aynı cümle başlatıcılarla konuşmayı denerseniz, bunları kullanmakta çok başarılı ve yetenekli hale gelirsiniz. Aslında, eski kelimelerle yeni cümleler kurmayı denerseniz, daha hızlı öğrenirsiniz. Ancak, bir dili hemen öğrenemezseniz lütfen üzülmeyin. Sadece yüksek bir sorumluluk bilinciyle devam edin.
Gerçekte, bu zaman alır. Belki beş yıl. Örneğin, benim çalışma sürecim çok uzun sürdü ve yıllardır İngilizce çalışmaya devam ediyorum. İngilizce seviyem B2, sorun yok. Ama çalışmaya devam etmezsen gerileyeceğini biliyorum. Birden fazla dil bilmek çok değerli. Bazen çalışıyorum ve pes ediyorum. Eğer sürekli çalışsaydım, belki iki veya üç yıl içinde öğrenirdim. Ama ben yaklaşık on yıldır bazen çalıştım bazen bıraktım. Şaşırtıcı bir şekilde, bazen eski gramer kurallarını hatırlıyorum çünkü eskilerin üzerine yeni bilgiler ekliyorum. Böylece sürekli baştan başlamama gerek kalmadı. Eğer zamana yaydığınız bir dil öğrenme sürecinin içindeyseniz bunun nasıl olduğunu bilirsiniz. Yeni bir kelime öğrendiğinizde yıllardır kullanmadığınız bir cümle kalıbı aklınıza gelir ve bu kalıbın içine yeni kelimeyi yerleştirirsiniz.
Asıl Hedef: Üç Temel İhtiyacı Tüm Dünyaya Anlatmak
Yeni bir dil öğrendiğinizde, sonuç olarak, akıcı konuşmak istersiniz. Akıcı konuşmam lazım, çünkü ana hedefimi tüm dünyaya anlatmam gerekiyor. Bu parayla, prestijle veya bir kraliçe ya da kral olmakla ilgili değil. Hiçbiri değil. Tüm dünyaya, tüm insanlığın temel ihtiyaçlarını anlatmak istiyorum.
Bizim ana amacımız bu. İkincil arzularımız; örneğin güzel bir kadın olmak, zengin bir adam olmak veya toprak sahibi olmak, bizim için kusursuz bir amaç değil. Bunlar sadece ana amaç için kullanılması gereken araçlar.
Bu sırada, bu amacı tüm dünyaya anlatmak için diller öğrenmeliyiz. Bu süreç boyunca, ana hedefinize göre cümle başlatıcıları kullanabilirsiniz. Ana hedef nedir? Temel ihtiyaçların tüm insanlar için garanti altına alınması.
Temel ihtiyaçlar nelerdir? 1- herkes için gıda. 2- herkes için güvenli barınak. 3- "komşunu kendin gibi sev" eğitimi.
Birbirimizi bu konuda nasıl eğitebiliriz? Bu, dünyadaki her dinde mevcuttur. Adım adım, bu süreci sanat tarihi, illüstrasyonlar, yazılar ve sosyal medya aracılığıyla açıklayabiliriz. Belki bu sürece birlikte devam edebiliriz. Amacımız tüm insanların kalbinde ortak bir istek oluşturmak. Bu istek “komşunu kendin gibi sev” kutsal yasasına uymaya gönüllü olma arzusudur.
Aniden, 25 cümleyi tamamladık. Gördüğünüz gibi dakikalardır yazıyorum ve 25 cümle başlatıcıyı kullanmış oldum. Web siteme hem Türkçe hem de İngilizce yazıları eklediğim için, eğer bu yazıyı Türkçe dilinde okuyorsanız şunu bilin: bu makalenin tamamını önce İngilizce olarak kamera karşısında hatalar yaparak da olsa konuştum ve daha sonra düzelterek web sitemde yayınladım. Şimdi devam edelim.
Kaçınılmaz Gelecek: Kameralar, Gözetim Ve Yeni Bir Otorite
Hemen ardından, başka bir noktaya geçiyoruz. Bazı insanlar kameralar ve otoriteler tarafından kontrol edilmek istemiyor. Size katılıyorum; şu anda kameralar ve otoriteler tarafından kontrol ediliyoruz ve bu çok rahatsız edici. Çünkü özel hayatlarımız, banka bilgilerimiz ya da önemli anılarımız tehdit altında gibi hissediyoruz. Ama diğer taraftan da buna engel olamıyoruz. Yani kameralar bir kez yaşamımıza girdi ve bir daha geriye dönüş yok. Yani bu süreç çoğalarak devam edecek. Daha fazla kamera olacak. Belki bu kontrolü güvenlik nedeniyle istiyorsunuz, belki de istemiyorsunuz. Ama bunun otoriteler için bir önemi yok. Bu durumda, alternatif bir otorite yaratmak gerekir. Bu otorite temel ihtiyaçlara dayanmalı ve biz bunu sağlamlaştırmalıyız (pekiştirmeliyiz).
Eğer zaten kameralarla izleniyorsak buna bir anlam katarak haklı hale getirmek, hepimiz için faydalı olacak. Şunu kastediyorum: trafik cezası yazmak için otoyola kamera yerleştirdiğimiz gibi, okulların koridorlarına, caddelere, hatta evlere ve tarlalara 7 gün 24 saat izlenebilen kameralar yerleştirmek ve 3 temel ihtiyacın garanti altına alınması sürecine, işlerine ya da çalışmalarına zarar verecek her türlü olayı baştan engellemek mümkün olur. Bir kişi şunları yapabilir: 1- herkes için gıda üretmek üzere çalışmak. 2- herkes için güvenli konut inşa etmek için çalışmak 3- “komşunu kendin gibi sev” eğitimini vermek, bu konuda örnek olmak ve bunu yaymak, propagandasını yapmak. Bu işlerin dışında işlerle uğraşan kişilerin diğerlerine verdiği zarar oranında toplumdan dışlanması tamamen haklı bir uygulama olacaktır. Kendimize yapılmasını istemediğimiz hiçbir şeyi başkalarına yapmamayı öğreneceğiz.
Kutsal Yasanın Araçları Olarak Sanat, Eğitim Ve Annelik
Neyse ki, bunu sanatla ilişkilendirebiliriz. Buna ek olarak, bunu çizmeden veya boyamadan da açıklayabilirsiniz. Sorun değil. Mesela ben resim çizmeden ve boyamadan da yaşayabiliyorum. Bu kadar resim yapmamın tek bir sebebi var o da “komşunu kendin gibi sev” kutsal yasasını duyurmak için bilinen sanat eserlerine bu yasayı kodlamak, insanların zihnine kazımak, tarihsel ve kişisel olayların tamamını üç temel ihtiyacın garanti altına alınması konusuna bağlayarak etkileyiciliğini artırmak. Bunu ya da başka bir işi aynı amaç için dönüştürüp kullanabiliriz.
Eğer bir öğretmenseniz, bir kadınsanız veya bir anneyseniz, temel ihtiyaçları gelecek nesle anlatmayı deneyebilirsiniz. Örneğin, bir öğretmenseniz, zaten anlatmak zorunda olduğunuz bir müfredatınız var. Okul yönetiminiz, çalıştığınız ülkedeki eğitimle ilgili departmanlar, eğitim verdiğiniz okullar size öğrencileriniz için bir ders planı verir. Fakat artık yapay zeka var ve öğrenciler ne isterse bilgi olarak öğrenebiliyor, bir sonraki işsizlik dalgası da en çok öğretmenlik gibi mesleklerde olacak. Öğrenciler gerçekten ne öğrenmeli? Gerçek eğitimin lider öğretmenlere ihtiyacı vardır. Komşumuzu kendimiz gibi sevmeyi nasıl başaracağımızı öğretecek lider vasıflı öğretmenlere ihtiyacımız var. Ana mesele budur.
Mesela, eğer bir anneyseniz, çocuğunuzun bir kral gibi büyümesini istersiniz. Belki de büyüyecek ve bir imparator olacak. Kadınlar olarak duygularımızdan dolayı, çocuklarımız için en iyisini isteriz. Rekabetçi dünyamızda, bu normal bir tutumdur. Eğer diğerlerinden daha fazla paranız varsa, özel bir okula oğlunuzu götürürsünüz ve daha fazla ödersiniz. Başka bir deyişle, oğlunuz kral olursa, siz de kraliçe gibi hissedeceksiniz. Yani demek istediğim şu ki, bizler egoistiz ve belki de bir "kamera" tarafından kontrol edilmeye ihtiyacımız var. Bu marjinal bir fikir, bunu biliyorum.
Kendi Gözlemcimizi Seçmek: Tanrının Gözü Ve Öz Denetim
Önceki fikrimizi hatırlatmak istiyorum: devletlerin, yöneticilerin, patronların ve okulların birçok kuralı vardır ve sizi izlerler. İşin daha ilginç kısmı ise şudur: insanların çoğunluğu ne için izlenmek istiyorsa kameralar tam da o yöne çevrilir. Bu yüzden şimdi kendi kameranızı seçebilirsiniz. Hangi kamerayı seçeceksiniz? En önemli konu tüm dünyadaki temel ihtiyaçları organize etmektir. Müslümanlar için, Hristiyanlar için, Yahudiler için, Budistler için—herkes için. Bu durumda, bizi hangi kameranın izleyeceğini seçebiliriz. Bu kamera Tanrının gözü olacak: üç temel ihtiyacı garanti altına alanları gözeten, diğerlerini tespit eden devasa bir göz. Şimdiye kadar Tanrı bizi gizlice izliyordu, şimdi biz de onu izleyeceğiz.
Benzer şekilde, amacınızı seçebilirsiniz. Aynı şekilde, mevcut işiniz aracılığıyla bunun üzerinde çalışabilirsiniz. Örneğin, eğer bir yazarsanız, tüm insanlık hakkında yazabilirsiniz. Tanrının gözü sosyal medyada ne iş yaptığınızı kayıt altına almaktadır. Para kazanmak için mi yazdınız, saygınlık kazanmak için mi, bir grup insanı, diğer bir grup insana karşı kışkırttınız mı? Bunların hepsi “komşunu kendin gibi sev” yasasına uyup uymadığına göre değerlendirilecek. Bizi bekleyen kaçınılmaz gelecek bu. Korkunç savaşlardan geçmemize gerek kalmadan kendimizi nasıl kamera olmayan yerlerde bile kamera varmış gibi düzeltebiliriz? Sonunda, hayatın anlamını belirlemeliyiz. Hayatın anlamı, tüm insanlık için temel ihtiyaçları garanti etmektir. Hedef budur. Kural, "komşunu kendin gibi sev"dir. Eninde sonunda, bu yasa bizi bulacak, o bizi bulmadan biz onu bulmalıyız. Tanrının yeryüzünü güvenli yerlere dönüştürmeliyiz.
Geriye dönüp baktığımda, kötü şeylere karşı eleştiri getirmek yerine kendini düzeltmeye odaklanmanın en doğru davranış olduğunu görüyorum. Artık düşüncelerimizi bile okuyan bir teknolojik gelişmenin içindeyiz. Öyleyse önce kendimizi düzelteceğiz. Genel hatlarıyla, benim konum bu ve yeni cümle başlatıcıları deniyorum. Toparlamak gerekirse, ana hedefinizi belirlemelisiniz. Sonuç olarak, konuşmak, yazmak ve okumak için doğru yolu seçebilirsiniz. Gördüğünüz gibi, bu konuşma egzersizini yaparken çok zorlandım. Uzun lafın kısası, bu egzersiz benim için çok faydalı, zor öğrenilen şeyler de zor unutulur. Temelde hepsi bu kadar.
Sonra görüşürüz!