Sahiplenmek Mi, Yoksa Kutsal Amaca Ortak Etmek Mi?
Güç Ve İmkanın Yarattığı Çıkmaz: Zehir Mi, İlaç Mı?
"Benden bu gücü alın, çünkü ben kendimi kontrol edemiyorum." diye yalvarıncaya kadar sahip olduklarını paylaşmamaktan gördüğü zarar yüzünden ağlayanları göreceğiz. Güç, para, imkan varsa ve kişinin toplum yararına bir amacı yoksa sahip oldukları onun için sadece bir zehirdir.
"Uyuyamıyorum, kaygı bozukluğum var, yoksa otistik miyim, yoksa psikolojik hastalığım mı var ya da artık bu hayata katlanamıyorum, sigara içip, alkol içip daha da yetmezse kendimi uyuşturup bir an olsun bu dünyada olduğumu unutmak istiyorum." diyenlerin sayısı her yaş grubunda artıyor.
Onlara gerçekten işe yarayan bir amaç vermek en önemli görevimiz. Bu amacı bu netlikte söyleyen başka bir oluşumla karşılaşmadığım için ben söylemek zorunda kaldım. Her zaman severek makaleler yazdığımı söyleyemem. Aslına bakarsanız benim de aklım çelişkilerle dolu. "Bana ne" deyip kapımı dış dünyaya kapatıp, kimseyle konuşmayıp (aile bireylerim de dahil olmak üzere), sorunlara kulağımı gözümü kapatıp, sabahtan akşama kadar resim yapabilecek, dikiş hobimle ilgilenebilecek ve hangi kitabı istersem okuyabilecek durumdayım. Şükürler olsun.
Bu avantajlar bir kişiye ister doğuştan verilmiş isterse de benim durumda olduğu gibi sonradan edinilmiş olsun fark etmez. İnsan sahip olduklarını sadece keyfini sürmek için kullandığında her anlamda hastalık hastası olmaya başlar.
Hayvanseverlikteki Çelişki: Sevgi Mi, Hapsetmek Mi?
Bunu "Ben hayvanseverim" diyen insanlarda da çok görürüz. Etrafında sevebileceği gerçek insanlara odaklanmayan kişiler hayvanlara aşırı düşkünlük gösterebilirler. Tek taraflı bir sevgi, yemek verdiğiniz müddetçe sizinle kalacaktır her canlı, hatta insanlar bile. "Hayvan sevdiğim için savunucu oldum." Bu dürüst bir yaklaşım değil.
Kedilere bayılırım, gerçekten çok seviyorum ama aynı sebeple bir kediyi evde beni beklesin diye hapsetmek doğru değil. Onun doğasına da uygun değil zaten. Hayvanları rahat bırakırım ve insanların arasındaki doğru, odaklanmış amaca odaklanırım. Böylece insanlar arasında refah arttıkça hayvanlara zarar vermenin hiçbir gerekçesi kalmaz. Kediler istedikleri gibi dolaşır, kimse onlara zarar vermez. Bunun için hayvan hakları savunucusu olmak yerine üç temel ihtiyacı tüm insanlığa garanti etmeye odaklanırım.
Herkes için gıda, herkes için güvenli barınak ve “komşunu kendin gibi sev” eğitiminin garanti edildiği, kameralarla uygulamasının denetlendiği bir ortamda kimsenin kedilere zarar vermek için bir sebebi olamaz. "Temel ihtiyaçlarım karşılanmadığı için ya da insanlar bana kötü davrandıkları için psikolojim bozuldu ben de hayvanlara saldırmaya başladım" gibi bir bahaneyi doğrudan, keskin ve aksi iddia edilemeyecek şekilde ortadan kaldırdığımızda kediler de rahat bir nefes alacak. Bırakalım kertenkele avlayıp gezsinler, bırakalım balık ve ciğer atıklarını yesinler. Bırakalım köpekler lağım farelerini kovalasın. İnsanların doğru amaca odaklanmasının vakti çoktan geldi.
Siz insansınız, bir insanın ne kadar insan olduğu amacının büyüklüğü ile ölçülür. Kediyi evimizde tutmanın tek bir haklı gerekçesi olabilir. Eğer kediyi kullanarak tüm dünyaya üç temel ihtiyacı garanti altına almakla ilgili içerikler yapıyorsanız, insanları buna ikna edecek örnekleri kedi ile olan maceralarınız üzerinden gösterebiliyorsanız hayvanın özgürlük alanını kısıtlamamak şartıyla tabii ki kediyi de besleyebiliriz.
Sahip Ve Köle İlişkisinin Ötesine Geçmek
Yapacağımız her işe anlamlı bir niyet koymadan yapmamayı öğrenmemiz gerekecek. Yeni dünya hatalarımızın ve iyi işlerimizin kayıt altına alındığı, gerçek niyetlerimizin şeffaf şekilde açığa çıktığı bir yer olacak. Kediyi neden sahiplenmek istiyorsun? Bir kedinin sahibi olmak ne demek? “Sahip” ve “köle” ilişkisi ile hayvanseverlik anlayışını nasıl yan yana koyabiliriz? Bir canlıya sahip olduğunu iddia etmek gerçekten devasa bir amacı gerektirir. Aksi takdirde bir hayvanı olmak şudur: “Ben efendiyim, eğer fırsatını bulursam, istediğim zaman yemek verdiğim, istediğim zaman üzerine kapıyı kilitleyip gittiğim başka canlıları da sahiplenirim. Ben sahibim bu onları otomatik olarak köle yapar.” demektir.
Bir canlıyı kendine köle yapmak ona en iyi imkanları bile versek insan onuruna yakışmaz. Onuru kırılan kedi değildir. Kedinin sahibiyim diyen insan bu çelişkiyi görmezden gelerek yaşamına bir süre daha devam edebilir. Bir hayvansever olarak bu makaleyi buraya kadar okuduysanız zaten hiçbir şey sizin için eskisi gibi olmayacak. Birinci seçenek hayvanı doğal ortamına bırakmaktır, ikinci seçenek ise onu ana ve tek gerçek amaç olan kutsal yasaya uygun işler için ortak etmektir. Tüm dünya için üç temel ihtiyacı garanti etmek amacına ortak edilen kediler bile kutsallaşır, işte o zaman en iyi arkadaşınıza dönüşür. Şimdi ona kadife bir minder yapıp, omuz başınızda taşıyabilirsiniz.
3need.art Hareketine Nasıl Katılınır?
Bu yazımda bir kediniz olmasından bahsetmiş olsam da hangi konu ile ilgilenirsek ilgilenelim amaç doğrultusunda yaşamak sizi 3need.art hareketine otomatik olarak dahil eder. Bunun için isterseniz tabii ki sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşabilirsiniz ama benimle konuşsanız da kendiniz çalışsanız da yapacağınız şey çok net: Ne yapmayı seviyorsanız bunu üç temel ihtiyacı tüm insanlığa garanti etmek için uyarlamak.
Kediniz varsa ona çok iyi bakın, onu görünür kılın, onun resmini çizin, çizdiğin resmin üzerine 3need.art ya da kendi idealinize verdiğiniz ismi yazın, paylaşın. Kedinizle yürüyüşe çıkın, kısa bir vlog çekin, herkes için gıda garanti altına alınana kadar her gün 1 kilometre yürüyeceğiz dediğiniz videolar paylaşın. Kedinize güzel kıyafetler dikin ve onu bir model gibi gösterin, tüm insanlar güvenli yaşam alanlarında rahat pijamalarıyla yaşayabilsinler diye kedime kıyafetler dikiyorum deyip paylaşın. Bunlar benim aklıma gelenler.
Yaşamınızı bugün anlamlı hale getirin. Emin olun kediniz de çok daha mutlu olacak. Aksi takdirde her şeyin bu kadar kayıt altına alındığı, şeffaflaştığı bir teknolojik ortamla yaptığımız hiçbir şey masum olarak nitelendirilemez. Yaptığımız her şeye toplum yararına bir anlam yükleyene kadar yaşam bizi sıkıştırmaya, yaptığımız her şeyin hesabını sormaya devam eder.
Hafızayı Yeniden Kodlamak: Napolyon Ve Şükran Kasesi
Daha önce bazı paylaşımlarımda hafıza saraylarından bahsetmiştim. Bu yöntemi tüm hafızamızı temizlemek, kendimizi adeta baştan inşa etmek için kullanabiliriz. Nasıl yapacağımı en basit haliyle anlatmak istiyorum. Etrafımızda gördüğümüz nesneleri illüstrasyonlarım aracılığıyla üç temel ihtiyacı garanti altına almak amacıyla yeniden kodlayacağız.

Mesela bir kase gördüğünüzde normalde "Napoleon Crossing the Alps" resim tablosunda olmayan ama benim çizimimde yer alan kaseyi hatırlayacaksınız. Fakat o kase artık normal bir kase değil, Napolyon'un tuttuğu şükran kasesi olacak. Napolyon o kaseyi tüm dünyaya gıdayı garanti etmek için kaldırmış olacak. Artık her çorba kasesi gördüğünüzde Napolyon'u ve kutsal amacı hatırlayacaksınız.
Çok mu elitsiniz? Çok mu zenginsiniz? Çok mu resim sergilerinde, sanat kataloglarında geziyorsunuz. Bu durumda Napolyon'un yukarı kaldırdığı, elindeki kasenin ne anlama geldiğini düşünmeden geçemeyeceksiniz. Oysa orada öyle bir kase bile yok! Şimdiye kadar Tanrı sizi izliyordu. Artık siz de Tanrı'yı izleyeceksiniz. Hazır mısınız?


