Ekonomi Ve Siyaset Gerçekten Farklı Mı, Yoksa Aynı Döngünün İki Yüzü Mü?
Ekonomi ve Siyasetin Ayrılmazlığı
Ekonomi ve siyaset her zaman iç içe geçer.
Kral ile seçimle başa gelen bir parti lideri arasında aslında hiçbir fark yoktur.
Birine yönetim miras kalmıştır, diğerini ise halk seçmiştir.
Bu ayrım, yoksul bir insan tarafından bakıldığında görünmez bir farktır.
Hatta çoğu zaman krallıklar, yoksul insanlar için çok daha iyi koşulları beraberinde getirebilir.
Çünkü aile geleneği olarak kraliyet aileleri, yoksullar için belli dönemlerde ziyafetler verir.
Kraliçenin bir bebeği olduysa, kral oğlunu evlendirdiyse ya da uluslararası bir siyasi zafer, yani aynı zamanda ekonomik bir zafer kazanıldıysa, hemen uzun ziyafet sofraları kurulur ve soylu ailelerin yanı sıra yoksullar da bu şölenden payına düşeni alır.
Seçilen Liderin Korkusu
Seçilen bir lider ise korkuyla bir sonraki seçimi bekler.
Ya bir sonrakinde seçilemezse?
Bu yüzden yoksulları sadece seçim zamanlarında arar, bulur.
Yoksul ise o kadar açtır ki bir poşet patatesle oyunu değiştirebilir.
Neden her seçimden sonra seçimi kazanan partiler hızla halktan uzaklaşır?
İdealizmden Kopuş
Başlangıçta üç temel ihtiyaca derinlemesine hitap eden bir grup insan yönetime gelmek ister.
Bu aşamada büyük idealleri vardır.
Gecekondu mahallesinde yaşayan, bu mahallede su ve elektrik sorunlarıyla mücadele eden, yeterince beslenemeyen, iyi bir eğitim alamayan pek çok siyasi liderin, yönetime geldikten sonra çok hızlı bir şekilde yeni duruma alıştığını görürüz.
Bölgesel olarak bazı mahallelerde durumu iyileştirmek için çalışsalar bile, sorunun bütünlüğüyle ilgilenmediklerini fark ederiz.
Aynı Döngünün Bireysel Hayattaki Karşılığı
Bu durum sadece siyasi liderlerin başına gelmez.
Eğer yoksul bir ailede büyüdüyseniz ve yetişkinliğinizde daha iyi imkânlara kavuştuysanız, bu sizde de olur.
Köyde yaşayan amcanıza ya da yeğeninize bir süre para gönderir, sonra onları unutursunuz ya da unutmak istersiniz.
Biz insanlar, kötü deneyimleri unutmak isteriz.
Siyasi liderler de birer insandır.
Konforun Hafızayı Silmesi
Parlamentoya girerler, düzenli ve dolgun bir gelirleri olur.
İyi giyinmeye, iyi yemeye başlarlar.
Musluğundan pas akan, yolu çamurlu sokağı unutmak isterler.
Aynı şey ülkelerin gelişmişliği için de geçerlidir.
Eğer kendi ülkemiz ekonomik olarak güçlüyse, savaşları kazandıysak, iyi yemek yiyebiliyor ve güzel evlerde oturabiliyorsak, diğer ülkelerin fakirliği ve talepleri bize düşmanca görünmeye başlar.
Sanki fakir bir ülke olmaları onların suçuymuş gibi hissederiz.
Zengin bir ülke olmak ise bizim ne kadar “akıllı” olduğumuzun açık bir göstergesidir.
Suçlayacak Birini Aramak
Bu psikolojiyi tek bir kişiye, bir kuruma, bir politikacıya ya da bir şirkete yüklemek büyük bir saflık olur.
Çünkü bu yaklaşımdan hiçbirimiz muaf değiliz.
Ekonomik olarak diğerlerinden daha fazla kazanan bir kişi, hemen çevresini değiştirir.
Etrafındaki insanlar değişir.
Yediği yemeğin ve yaşadığı konutun kalitesi artar.
Tüm bunlar eski anıları çok daha hızlı unutmasını kolaylaştırır.
Çözüm Nedir?
Peki çözüm nedir?
Asla suçlamak değil.
Daha önce de söylediğim gibi, tüm insanlarda az ya da çok bu eğilim vardır.
Üç temel ihtiyacın garanti altına alındığı bir sistemde kimse dışarıdaki insanları, yöneticileri, siyaseti, zenginleri, işçileri ya da patronları suçlamaz.
Çünkü bu sistemin temelinde, kim olursak olalım, temel ihtiyaçlarımıza odaklanmak vardır.
Gerçek Düşman
Binlerce yıldır dışımızdaki insanları düşman zannedip onlarla savaştık.
Oysa sadece tek bir düşmanımız var: kendi kararsızlığımız.
Eğer ben neye ihtiyacım olduğunu bilmiyorsam, bir siyasi lider benim için ne yapabilir?
Hiçbir şey yapamaz.
Bir kral bana hazinelerini verse bile kalıcı şekilde mutlu olamam.
Çünkü asıl ihtiyacım olan şeylere sahip değilim:
- Herkes için sağlıklı gıda,
- Herkes için güvenli yaşam alanları,
- “Komşunu kendin gibi sev” eğitimiyle hayatın anlamı.
Talep Edilmesi Gereken Tek Şey
Birbirimizden ve kendimizden talep etmemiz gereken tek bir şey var.
O da bu üç ihtiyacı garanti altına alacak bir sistemdir.
Bu ideal, tüm dünyayı değiştirecek liderlerini bekliyor.
Önümüzdeki yıllarda bu ideali gerçeğe dönüştürecek kişilerin ön plana çıktığını ve onlara olan ihtiyacın arttığını göreceğiz.
Dahası, bu konuda çok umutluyum.
Hafızası Güçlü Yeni Çağ
Çünkü eskiden nereden geldiğimizi ve bizi bu yola iten sebepleri unutmamız çok kolaydı.
Ama bugün gençlerin dikkat süresi 2 ile 5 saniye arasında değişiyor.
Yani hayattan sadece 2–5 saniye kaçabiliyoruz.
Artık her yerde kameralar olacak.
Yapay zekâ sayesinde tüm eğilimlerimiz, satın alma davranışlarımız kayıt altına alınacak.
Yapay zekâ teknolojisinin hafıza ile ilgili olması şaşırtıcı değil.
Dijital Amel Defteri
Bunu zaten binlerce yıldır tüm dinlerin ortak olarak kabul ettiği bir kavramdan biliyoruz: amel defteri.
Meleklerin kişinin sağ ve sol yanında durduğu, yaşamı boyunca yaptığı tüm iyi ve kötü işleri kaydettiği anlatılır.
Yapay zekâ destekli izleme sistemleri tam da buna evrilecek.
Ne satın aldığımızı, nereye gittiğimizi, nasıl yaşadığımızı kaydeden “melekler” onlar olacak.
Eskiden onları göremiyorduk.
Artık her yerde olacaklar.
Hesap Verebilirlik Çağı
Bu yüzden yaptığımız tüm işlerin üç temel ihtiyacı garanti altına almak için mi yapıldığı, yoksa diğerlerine zarar mı verdiği sorgulanabilir hâle gelecek.
Herkes bu sonuçlara açık bir şekilde ulaşabilecek.
Bu çağa ayak uydurmamız gerekiyor.
Artık yaptığımız kötülükleri de iyilikleri de saklamamız mümkün değil.
Bugün Verilen Karar
Bugün bir karar vereceğiz.
“Yaşamımın geri kalanında amel defterime şunları yazdıracağım” diyeceğiz.
Ve melekler yazmaya başlayacak:
- Bu kişi, tüm insanlık için sağlıklı gıdanın nasıl sağlanabileceği üzerine kafa yordu.
Bunun için yeryüzünü gıda ormanlarına dönüştürmenin projelerini hazırladı. - Bu kişi, tüm insanlar için güvenli konutlar inşa etmek istedi.
Bunun için teknolojik ve psikolojik bileşenleri araştırdı.
Engelleri, ilerlemenin basamak taşları olarak nasıl kullanabileceğini düşündü. - Bu kişi, “komşunu kendin gibi sev” eğitim koridorları müfredatını yazdı.
Bunu yapmasının önünde duran kişisel ihtirasları tespit etti.
Ve bu olumsuz özellikleri bile amaç doğrultusunda nasıl kullanabileceğine odaklandı.